yazmak ya da yazmamak

görüyorum ki hergün 3-5 yazıyla geçen bloglar var. çoğu da geçiştirme yazıları oluyor, yani bir insan bir günde kaç yazı üretebilir ki?

sonra kendime bakıyorum, yazacaklarımın listesi yazdıklarımı katlıyor bile. yine de haftada hatta ayda bir kez yazıyorum. fazla seçiciyim.

ve bu sikindirik yazıyla birlikte artık sık yazma politikasını deneyeceğimi bildiririm.

benim gibi seçici bi adam günde 100 hitte tıkanıyor da onlar binleri görüyorsa vardır bi bildikleri.

Yalan Duvarının Yıkılışı

rüzgarın esişini kesen duvarlar en yüksekleridir diye düşünmüşümdür hep. ve en güçlü rüzgar, insan nefesidir aslında. biraz eser de ateşleri körükler, fırtına olur dünyaları talan eder, bazen tatlı tatlı eser gözyaşlarını ısıtır. yine kendi eserken göze kaçan tozlardan ötürü akan gözyaşlarını…

bu rüzgarı kesen benim içime ördüğüm yalan duvarımdı bir tek. yalanım kendime bir tek.

sana da yalan söylediysem eğer, gözüne toz kaçmasın diye.

Continue reading

Karizma Rehberi – Bob Marley

evet konumuz bob marley.
bu efsane reis erken yaşta öldü. neden öldü kimse bilmez. ayak baş parmağı yüzünden evet. bir gün halı saha maç yaparken ayağından yaralanıyor. sonra farkediyorlar ki reis deri kanseri olmuş. o ayak parmağını kesseler yaşayacak. ama kestirmiyor. çünkü bildiğiniz gibi (ya da bilemediğiniz üzere) bob reis rastafaryan inancını taşıyor. ve bu dinde mezara tüm vücut tek parça girilmesine inanılıyor.
sonuç olarak parmağını kestirmeyen bob marley, 36 yaşında hayata gözlerini yumuyor.
bir yandan “keşke ucundan azıcık kestireydi, şimdi hâlâ dinlerdik ve ne kadar daha fazla katkısı olurdu” diyorum bir yandan da güçlü inancı karşısında saygıyla titriyorum.
selam olsun ey nazlı çiçek (burası olmadı sanki) selam olsun çikolata aromalı reis…

Karizma Rehberi – Tanıtım

Bir karizma rehberi hazırlamaya karar verdim. Bu rehberle artık karizmanız yerlerde sürünmeyecek. Umutsuzların umudu olmaya devam edeceğim, çaresizlerin çaresi, nutellasız kalmışların nutellası. 

Artık siz de her ortamda karizma yapabilecek ve konu dışı kalmayacaksınız.

karizma rehberinde neler var?

oldukça entel bilgiler, konu açıldığında karizmanızı perfect çektirecek altyazılar.

nerde nasıl davranmanız gerektiğini öğretecek eğitici bilgiler.

ve bilimum benzeri içerik. takipte kalın…

ingilizce öğrenmenin püf noktası

bir arkadaş şöyle bir soruyla geldi :

merhaba hacı yaw şimdi ingilizce bildiğini fark ettim 
ben makaleleri okuyup yabancılara cevap verip sohbet edebilecek kıvama ( yazarak sadece ) gelmek için ney yapmam gerek ingilizcesi 0 birinden bahsediyorum okulda felan hiç ingilizce eğitimi almadı farzet.

ben de ona verdiğim cevabı ufak bir yazıya dönüştürmek istedim.

Continue reading

18 mart anılarım (çanakkale)

O yıllar ingilizler tarafında savaşıyordum. türklerle “onlar kınalı kuzular biz ingiliz aslanlarıyız, aslanlar kuzuları yer hell yeahh” diye dalga geçerdik. sonra elimize verdiler topları tüfekleri. 5 yıl sonra da türkiye vatandaşlığına geçtim zaten.

efsanevi yıllardı. savaş kötü birşey. ama piçlik bizdeydi, ne işin var lan türkün karşısında? deli mi sikti seni?

neyse yaptık bi hata ama doğruyu öğrendik. tabi tüm ingilizler öğrenememiş de olabilir.

Continue reading

ingilizleri zorlayan komutan

ingiltere ulusal ordu müzesi; ingilizlerin başını en büyük belaya sokan, onları depresyona sürükleyen, gözlerini fal taşı gibi açtıran (abarttık mı la?) düşman komutanını seçiyor.
aşağıdaki ankette 20 lider arasından tercihinizi seçebilirsiniz.

seçilen lider, 14 nisanda 5 tarihçi tarafından özel bir sunumla tanıtılacak.
Continue reading

Kedi Günlükleri : Ben Sana Nasıl Kızayım?

defalarca kızdığım doğruysa da her nasıl beceriyor bilmiyorum ama sevdiriyor kendini.

bir keresinde tuvalet kabının üstünde olduğu (zaman gazetesi kullanıyorum altına) gazeteleri temizlerken gazeteyi bi kaldırdım, o da ne!!! kabının dışına pisletmiş. bildiğin bırakmış oraya. gazetelerin altında kadlığından da görmemişiz. ben de diyorum bu koku ne?!!

Continue reading

Kedi Günlükleri : Mühendis

şimdi bu kedi tam bir mühendis. ben bunu elektrik-elektronik mühendisliğine göndersem hakkıyla bitirir.
defalarca bilgisayarı uyku moduna almışlığı var. şaka değil evet, tam yazışıyorum, müzik dinliyorum, birşeyler yapıyorum. çat çıkıyor bekleme moduna alıyor bilgisayarı. anladığım kadarıyla bu kediler klavyelere bayılıyor. özellikle üstüne tünemeyi çok seviyorlar. tabi bu kedi bizim Kedi olunca işler bambaşka boyuta taşınıyor.

hadi bekleme modunu geçtik, niye müzik dinlerken kasanın arkasından dolaşıp hoparlörün kablosunu çıkartırsın? beni iki saat “niye kesildi bu müzik” diye ayarlara bakmak zorunda bırakırsın?

zaten makina mühendisliğinde bıyıklı kızlar varmış. e bizim kızı da yazdırsak valla bişeyi değiştirmez. o da bıyıklı o da bıyıklı. hem tahsil yapmış olur. kendi mama parasını süt parasını çıkartır.

napayım yani? “abiler bi süt parası” diye sokakta mı dilendireyim?